ORTADOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ
YAVAŞ ŞEHİRLER VE YAVAŞ YEMEK ALANYA UYARLAMA PROJESİ
DANIŞMAN: DOÇ. DR. EROL SAYIN
HAZIRLAYANLAR:
TOLGA GÜLTEKİN
GÜZEY KIRAL
BEDİR ŞİYAR LAÇİN
İÇERİK
GİRİŞ
1. FELSEFESİ
2. YAVAŞ YEMEK HAREKETİ
2.1 Tanımı
2.2 Örnek Uygulamalar
3. YAVAŞ ŞEHİR HAREKETİ
3.1 Tanımı
3.2 Yavaş Şehirlerin Yiyecek, Ürünle Bağlantısı
3.3 Yavaş Şehirlerin Mekanla Olan Bağlantısı
3.4 Yavaş Şehirlerin İnsanla Olan Bağlantısı
3.5 Yavaş Şehir Örnekleri
4. KISTAS SETİ
5. ALANYA’NIN KRİTERLERE UYGUNLUĞUNUN İNCELENMESİ
5.1 Çevre Politikaları
5.2 Alt Yapı Politikaları
5.3 Yerel Üretimin Korunması
5.4 Konukseverlik
5.5 Teknolojiden Faydalanılarak Şehrin Yaşam Kalitesinin Arttırılması
5.6 Yavaş Akımlar Hakkında Bilgilendirme
6. SONUÇLAR
KAYNAKÇA
GİRİŞ
Yavaş Şehirler ve Yavaş Yemek Alanya Uyarlama Projesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü IE 482 dersi kapsamında Doç. Dr. Erol Sayın danışmanlığında gerçekleştirilmiştir. Çalışma “yavaş yemek” ve “yavaş şehir” akımlarının Alanya’ya uyarlanması üzerinedir. Raporda ilk olarak “yavaş akımlar” teorik olarak ele alınacaktır. Sonra yavaş yemek ve yavaş şehir akımları hakkında bilgiler verilecektir. Daha sonra bir şehrin yavaş şehir olması için gerekli kıstaslar açıklanacak ve bu kıstasların Alanya’ya uygunluğuna bakılacaktır. Sonuç bölümünde de genel bir değerlendirme yapılacaktır.
1. FELSEFESİ
Son yıllarda İtalya’da başlayan ve birçok ülkeye sıçrayan yavaşlama hareketlerinin etkilerinin arttığı görülmektedir. Yemek ile başlayan yavaş akımları sonra kendisini şehirler üzerinde de göstermiş ve daha geniş kitlelere yayılmıştır. Bu akımların çıkma sebebini bulmak için son yıllarda artan kapitalizme ve tüketim kültürüne bakmak doğru bir başlangıç noktası olacaktır. Yavaş akımlarının destekçilerinin birleştiği görüş de bunu göstermektedir. Yaptığımız araştırmalar sonunda, yavaş akımlarının kurucularının bu akımların çıkış sebebi hakkındaki düşüncelerini şöyle özetleyebiliriz. Yaşadığımız dünya bütün işlerimizi hızlı yapmaya bizi zorlamaktadır. İnsanlar her günlerini bir yarış gibi görmeye ve günün sonunu da yarıştaki bitiş çizgileri gibi algılamaya başlamıştır. Hayatlarını artık hızlandırmaktadırlar, onları yaşamaktan vazgeçerek. İyi yaşamak yerine hızlı yaşamayı seçmektedirler. İnsanlar artık daha hızlı yaşamaktadır yani daha hızlı yürümekte, konuşmakta daha hızlı yemekte. Gerçek hayattan örnek vermek gerekirse, insanlar artık bir makaleyi veya romanı okurken önemsiz gördükleri yerleri atlamaktadır. Bazen cümleleri bazen de koca bir sayfayı… Hatta bu “hızlı okuma teknikleri” adı altında bir akademik eğitimde bile gösterilmektedir.
İnsanların artık yavaş kavramına karşı tahammülü kalmadığını görmekteyiz. Bir lokantada veya sıra beklerken bir süre sonra sıkıntılı seslerin yükseldiğini hemen her gün görebilmekteyiz. Oysa insanlar, sıra beklerken aslında herhangi bir fiziksel yorgunluk içinde değildir. Bu süre içerisinde dinlenme, rahatlama, çevresindekilerle konuşma imkanı varken, herhangi bir acil işi olmasa da sıkılmayı tercih etmektedirler. Artık sınırlar zorlanmakta ve insanlar, doğasında yavaş olan şeyleri bile hızlandırmaya çalışmaktadır. Araştırmalarımızda karşımıza çıkan bir örnek bunu fazlasıyla haklı çıkarmaktadır. Reklam panosunda karşımıza çıkan yazının başlığı şuydu: “Hızlandırılmış yoga kursları”. Yine araştırmalarımızda karşımıza çıkan ve hayatlarımızı nasıl hızlandırdığımızı gösteren başka bir örnek de, satış rakamları yüksek olan bir gazetede çıkan bir yazının başlığıydı: ”Partnerini 30 saniyede mutlu sona ulaştırmanın yolları.” Bu örneklerde de görüldüğü gibi insan hayatlarının en ince ayrıntıları bile bu ‘Roadrunner’ yaşama felsefesinden etkilenmiş durumda. Birbirleriyle olan ilişkileri, rejimleri, yedikleri yemekler, iş hayatları yani tüm yaşamları… Kısaca insanlar hayatlarını, adeta videonun hızlı sar tuşuna basmış gibi yaşamaktadır. Bunun sonuçları çeşitli sağlık sorunları olarak ortaya çıkabilmektedir. ‘Fastfood’la beslenen ve her günü zamana karşı yarış olarak gören bedenler, bu strese ve düzensiz beslenmeye dayanamamaktadır. Son yıllarda bu sebeplerden dolayı artan birçok değişik hastalık görülmektedir. İnsanların birbirleriyle olan ilişkilerinde de bunların sonuçları görülebilir. İlgisizlikten kaynaklanan boşanma oranları da son yıllarda artmaktadır. Çiftler arasında iletişim sorunları çoğalmaktadır. Hızlı yaşamaya alışmış işkolik beyinler, insan ilişkilerinde zorluk çekmektedir. İnsanlar, ilişkilerinde gerekli olan bazı anları, zaman kaybı olarak görmektedir. Böylece insanın çevresindekilerle iletişimi duygusallıktan uzaklaşıp sadece sonuç odaklı gelişebilmektedir. Bunun sonucunda da; insana özgü, doğal ihtiyaçlar olan sevgi ve takdir edilme duygularından uzak kalmış hayatlarında hep bunların eksikliğini hissetmiş bireyler ortaya çıkmaktadır.
Peki, bu noktaya insanlık nasıl ve niye geldi? Akla gelen ilk nedenler şunlardır; teknoloji, organizasyonlar, işyerleri, tüketim kültürü… Bunların altında yatan kök sebepleri bulmak içinse hızla alakalı olan zaman kavramının, insanlar için ne ifade ettiğine bakmamız gerekir. İnsanlar zamanı nasıl görüyordu ve şimdi nasıl görüyorlar? Sanayi devriminden önce dünyadaki birçok kültürde ve şu anda da bazı ülkelerde zaman, her günün sonunda başladığımız noktaya geldiğimiz hızlandırılmamış döngüler gibi görülmekteydi. Dairesel bir yörünge izleyen zaman kavramında her gün, yeni yaşanacak ve değerlendirilecek zaman dilimi gibi algılanmaktaydı. Kapitalizm ve tüketim kültürünün dünyayı etkilemesinden sonra ise zaman, doğrusal yörünge izleyen bir kavram olarak düşünülmeye başlandı. Geri dönüşün mümkün olmadığı bu anlayışta insanlar zamanı ya yaşadıkları ya da kaybettikleri sınırlı bir kaynak olarak görmeye başladı. Bu tüketim kültürünün yaşamımızın her ayrıntısını etkilediği günümüzde ise zaman, para anlamına gelmektedir. Mutlu olmanın en büyük aracının para olduğunu düşünen bireyler, farkında olmasalar bile, daha çok şeyi daha kısa zamanda yapmaya çalışıyor. Yani daha hızlı yaşıyorlar ve her yavaş yaptıkları bir işte bilinçaltına yerleşmiş bu fikirle parayı yani mutluluğu kaybettiklerini düşünüyor ve mutsuz oluyorlar.
Yavaş akımları, tüketim toplumunda hızlı yaşam felsefesine karşı ortaya çıkan fikirlerdir. Altında yatan ana düşünce ise doğru zamanda yavaşlayarak insanların hayatlarından daha çok zevk alabilecekleridir. İnsanlar hızlı yaşamaktan vazgeçerek daha sağlıklı beslenebilir, daha verimli çalışabilir, daha sıcak ve samimi ilişkiler kurabilir kısacası daha mutlu yaşayabilir. Profesör Guttorm Fløistad’in sözleri insanların şu an ki hayat felsefesini ve yavaş akımlarının altında yatan sebebi açıkça bize anlatıyor: ”Kesin olan bir şey varsa, o da her şeyin değiştiğidir. Değişimin hızı sürekli artmaktadır. Değişimi yakalayabilmek içinse sürekli hızlanmalıyız. Bu, bugünün bize verdiği mesajdır. Fakat şunu unutmamalıyız ki, temel ihtiyaçlarımız asla değişmez: Fark edilmek ve takdir edilmek, sevmek, sevilmek, ilgilenilmek. Bunlar da ancak insan ilişkilerimizde yavaşlıkla sağlanabilir. Değişimlerin üstesinden gelmek için yavaşlamak kavramını iyi anlamalı ve uygulamayız. O zaman gerçek değişimi bulabiliriz ve değişimlerden mutlu olabiliriz.” Profesör Guttorm Fløistad’in de belirttiği gibi yavaş akımlarının ortaya çıkma sebebi insanların yaptıklarından daha çok zevk alma istekleri, tüketim kültürünün etkilediği hayatlarında yeterince mutlu olamamaları, sevgiye ve ilgiye olan doğal ihtiyaçlarıdır.
Bütün yavaş hareketlerinin ortak noktası ise şu şekilde karşımıza çıktı; insanları birbirinden uzaklaştıran bir tüketim kültüründe yaşıyoruz fakat insanın insanla ilişkisi hisse senetlerinden, vadeli piyasalardaki hareketlerden, döviz hareketlerinden, zamlardan, faiz oranlarından, banka kredilerinden ve diğer bütün kapitalist yaşamın getirdiği kavramlardan daha önemlidir. İnsanlar birbiriyle ilişki kurmak zorundadır ve bu da doğru zamanda yavaşlamayla mümkündür. İnsanın çevre ve doğa ile sağlıklı ilişkiler içinde olması sağlıklı bir beden ve ruh için en gerekli şeydir.
Genel olarak yavaş akımlarının sebebini inceledikten sonra bu akımların ilk hareketi olan Yavaş Yemek hareketine bakalım.
Yavaş yemek hareketinin savunucuları bu akımın çıkış sebebini şu soruyla açıklıyor; ‘Hangi yemekten daha çok zevk alırız?”, Bir derse veya toplantıya yetişmek için hızlı hızlı yenilmiş bir yemekten mi?, yoksa arkadaşlarla veya aileyle 1 saat boyunca yenilen sohbetlerle geçen bir yemekten mi? İnsan bedeninin doğa ile en kutsal alışverişi olan beslenme, sadece mideyi doldurt boşalt işlemi değildir. Yediğimiz yemekten zevk almalıyız. Ayrıca ‘fastfood’ akımının sağlığımıza da çok zararları vardır. Yavaş yemek hareketinin kurucusu olan İtalyan yazar Carlo Petrini bu sebepleri şöyle özetlemektedir: "Hayatın ritmi yediklerimizin tadına varacak kadar yavaş olmalı. Hızlı hayata ve onun getirdiği sağlıksız fastfood’a karşıyız". Bu sebeplerle başlayan yavaş yemek hareketi, odak noktası insan olan lokantaları ortaya çıkarmıştır. Yavaş yemek hareketinin etkili olduğu şehirlerdeki lokantalar, yerel yiyeceklerle sağlıklı bir şekilde hazırlanan yemeklere yönelmişlerdir. Lokantacılar yemeklerine sos yerine sevgi ve muhabbeti katmıştır.
Yavaş akımlarının karşısına çıkan zorluklara da kısaca bakacak olursak ilk olarak “yavaş” kavramının yanlış anlaşılması karşımıza çıkmaktadır. Bir şeyi yavaş yapmak toplumlarda genellikle tembellik olarak algılanabilmekte ve ilk bakışta kötü bir izlenim bırakmaktadır. Yavaş akımlarının altında yatan fikir ise yavaşlamanın iyi olabileceğidir. “Az çoktan daha çok olabilir” fikrine dayanmaktadır. Aşağıdaki örnek bize yavaşlamanın nasıl iyi olabileceğini göstermektedir; Türkiye’de de olduğu gibi birçok ülkede çalışma saatleri fazladır. Günde 9 saat çalışma normal görülmekte ve bazı insanlar günde 12 saat çalışmaktadır. Fakat bu uzun çalışma saatleri verimin düşmesine de sebep olabilmektedir. Günümüzde Avrupa’da bazı ülkelerde, günlük çalışma saatleri azaltılmıştır. Bunun sonucunda insanların saatlik verimlerinin arttığı gözlenmiştir. Az çalışılarak elde edilen günün sonundaki toplam performansın, çok çalışılarak ortaya konulan performanstan daha iyi olabileceği görülmüştür. Bu örnekten de yola çıkarak yavaş kavramının yanlış anlaşılmasına karşı bu akımı destekleyenlerin ortaya sundukları fikir şudur; “Bir işi yavaş yapmak her zaman tembellik olarak algılanmamalıdır. Kötü yönde yavaşlama elbette ki vardır; ama iyi yönde yavaşlama da mümkündür. Bir iş yapılırken doğru zamanda yavaşlayarak çok daha iyi sonuçlar elde edilebilir, yani “az, çoktan daha çok” olabilir.”
Yavaş şehir ve yavaş yemek hareketlerinin Alanya’ya uygulanılabilirliğinin, daha iyi anlaşılması için öncelikle bu kavramlar detaylı olarak ele alınmalıdır.
2. YAVAŞ YEMEK HAREKETİ
2.1 Tanımı
Yavaş yemek, kent sakinlerinin yaşam kalitesini özellikle de yiyecekle ilgili konularda geliştirmeyi hedefleyen bir akımdır. “Yavaş yemek”, İngilizce ‘Slow-Yavaş’ ve ‘Food-Yemek, Yiyecek’ kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuştur. İtalya'da fastfood kültürünün toplum ve yaşam üzerine olumsuz etkilerine bir tepki olarak 1986 yılında doğmuştur. Karşı çıkılan fastfood yalnızca hızlı yemek yemekten ibaret değildir. Aynı zamanda yenilen yiyeceğin zevkine varmak, kökenlerini ve tarihini araştırmak, keşfetmek gibi eğitici deneyimlere hiç vakit ayırmama anlamına da gelir. Oysa yavaş yemek vakti yönetmeyi öğrenmek, yemek yeme zevkine varmak ve farkında olmayla bütünleştirmek demektir. Yani sofrada ne kadar zaman harcandığı değil, yenilen yemeğin kalitesi ve onunla kurulan bağ öne çıkmaktadır. Bu seremoni stres dolu günlük yaşama dinlendirici bir teneffüs vermeyi sağlar. Öte yandan yerel mutfakları ve bunların dayandığı bitki, tohum ve hayvanlarla tarım tekniklerini korumayı hedefleyen hareket 1989 yılında uluslararası bir hale gelmiştir. Yavaş yemek, kendisini çevresel hareket içinde eko-gastronomik bir yan olarak tarif ediyor, alternatif küreselleşme mücadelesinde yer alıyor. Hareket, kendisine yavaş, temkinli ancak kararlı ilerleyen –ve bazı mutfaklara göre lezzeti temsil eden– Salyangoz’u kendine sembol olarak, “Az yiyin, iyi yiyin” sözcüklerini de slogan olarak seçmiştir.
Kaybolan geleneksel lezzet ve değerlere sahip çıkmak, fastfood ve hızlı yaşam zihniyetine karşı mücadele etmek için İtalya’da kurulan bu hareket yüzden fazla ülkeye yayıldı ve şu anda yüz bine yakın üyesi var. Yemek kültürlerini ve orijinal lezzetleri korumayı, insan sağlığını gözeten gıda üreticilerini, mevsiminde ve doğal şartlarda yetişmiş sebze, meyve, tahıl satan yerleri, çevreye duyarlı tarım yapan çiftlikleri, zengin ve değişken mönülü otantik olarak yöresel ve etnik yemekler sunan lokantaları korumayı ve geliştirmeyi hedefler.
Tüm dünyada uluslararası bir hareket haline gelen ve örgütleşen yavaş yemek ilkeleri şöyle özetlenebilir:
* Bireylerin yaşamdan zevk alma hakkına sahip çıkmak. * Tüm yaşam ritimlerine saygı duymak ve müdahale edenlere karşı çıkmak.* Doğayla uyum içinde yaşamak, çevreye sahip çıkmak.* Yemek yeme geleneğini aşırı derecede basite indirgeme eğilimiyle mücadele etmek.* Yerel yemek kültürünü yaşatıp korumanın o kültürle ilgili ürünleri yaşatmakla eşdeğer olduğunu, yemek ve içmekten zevk almanın daima ülke kültürünün bir parçası olduğunu sürekli hatırlatmak* Yiyecek ve kaliteli lezzetlerin çevreye duyarlı yöntemlerle üretilmesine destek olmak. * Yiyecekler üzerinde gereksiz kimyasal ve teknolojik uygulamalar yapılmasına karşı çıkmak.* Geleneksel ve mahalli yemek pişirme yöntemlerini destekleyip yaygınlaştırmak.* Her ülkede yerel olarak üretilen ürünlerin bütünlüğü ve kalitesini yüksek tutmak
Bu ilkeler yavaş yemeğin fastfood kavramının tersi ya da ağır pişirilmiş bir yemeği, tadına vara vara, ağır ağır yemek ile ilgili ‘zevk’ odaklı bir keyif akımı olmaktan öte bir amaç taşıdığını göstermektedir. Ayrıca bu hedefler yavaş yemeğin küreselleşme, süpermarketler, seri üretim, standart üretim, yeni ürünler, yeni tatlar karşıtı olduğunu anlamına gelmemektedir. Yavaş yemek anlayışı, bunların hepsi çoğalsın, üretilsin, satılsın ama yerel ürünleri üreten üretici de mağdur olmasın, yaşayabilsin, nesilden nesle geleneksel lezzetler aktarılabilsin ister.
Toprağın sunduğu, insanoğlunun asırlar boyunca damıttığı lezzetlerin zevkine varmak doğal olarak bu hareketin tam da kalbinde yatıyor. Tat zevkini aynılaştıran, yerel lezzetlerin giderek yok olmasına yol açan çok uluslu şirketlerin ‘Hızlı Yemek’ zincirlerleriyle mücadele etmek, çocukları tat ve gıda konusunda bilinçlendirmek de hareketin başlıca hedefleri arasında. Ancak bu uluslararası sivil toplum hareketi giderek bunların da çok ötesinde bir görev yükleniyor. Yavaş yemek her şeyden önce ciddi anlamda bir insan hakları hareketidir. Sadece doymak değil lezzet almanın da bir insan hakkı olduğunu savunan Petrini son kitabında yiyeceklerin iyi, lezzetli ve kaliteli olması kadar temiz ve adil olması gerektiğini de vurguluyor. “Buono, Pulito e Giusto” yani “İyi, Temiz ve Adil” adlı kitapta örneklerle bu kavramın önemi vurgulanıyor.
Temiz ve adil kavramları gastronomi dünyasında yeni yeni yer ediniyor. Petrini tabağımızda yer verdiğimiz her yiyeceğin sadece iyi yani lezzetli ve kaliteli olmasına önem vermenin sorumsuzluğuna işaret ediyor. Diğer iki temel değeri dışlayan bu üç ayak üzerine oturmayan yiyecek üretimlerinin etik sayılamayacağını söylüyor. Temizlik sadece sıhhî bir kavram olarak algılanmıyor, kimyasalların, genetiği değiştirilmiş gıdaların (GDO) olmadığı yiyecekler kastediliyor. Temizlik aynı zamanda ‘Temiz Eller’ kampanyasını akla getiriyor, arkasında kanunsuzluk ve haksız kazanç yatan gıda teröristlerine de gönderme yapıyor.
Bu noktada adil olma kavramı kendiliğinden devreye giriyor. İşçi-köylü ve küçük üretici haklarına da vurgu yapan hareket üreticiyi kollamanın önemini vurguluyor. Tohumun çiftçiye ait olması gerektiğini savunuyor.
Petrini, üreticiyi dışlayan hiçbir gastronomik faaliyet olamayacağını söylerken üretici-tüketici ilişkisine farklı bir bakış açısı getiriyor. Tüketici yerine yardımcı-üretici tanımını yeğliyor. Böylece üretici/yardımcı-üretici arasında hayat akışını sağlayan bir göbek bağı kurulmuş oluyor ve mücadele cephesi genişliyor. Çevreye saygılı olan ve bio-çeşitliliği gözeten yardımcı üreticiler zevk düşkünü ‘gurme’ler olmaktan ziyade, insan ve çevre haklarını gözeten ‘eko-gastronom’lar haline geliyor.
2.2 Örnek Uygulamalar
Damak Salonu
İlk kez 1996'da açılan Turin'deki Salone del Gusto, yavaş yemek hareketinin planlarını sonuçlandırdığı, yeni fikirlerin yaşama geçirildiği bir vitrindir. Her iki yılda bir gerçekleştirilir. Bir fuardan öte dünyanın dört bir yanından gelen en kaliteli yiyecek, içecek ve lezzetlerin sergilendiği bir yerdir. Aynı zamanda da damak tutkunu misafir, işadamı ve gazetecilerin buluştuğu bir lezzet cennetidir. (Bkz Resim 1)
http://picasaweb.google.com/siarlacin/Pictures#5287080622595823410
Fotoğraf 1- Salone del Gusto’dan bir görünüm
Lezzet Eğitimi
Yavaş yemeğin önemli amaçlarından biri duyusal ve yemek kültürüyle ilgili eğitim aktivitelerini geliştirmek ve yaygınlaştırmaktır. Bu konuda en önemli basamak çocukları yiyeceklerin kökenleri ve tatlarıyla ilgili eğiterek yedikleri yiyeceklerle bir bağ kurmalarına yardımcı olmaktır. 1993'ten beri İtalya'da ilköğretim düzeyinde okullardan başlayarak öğretmenlere, öğrencilere duyu alemini bilginin bir aracı ve yerel lezzetlerin de toplumsal kültürün parçası olduğu öğretiliyor. Tadım fikir üretme toplantıları ve konferansları yapılıyor. Öğretmen ve ebeveynlere eğitimler veriliyor. Ayrıca broşürler dağıtılıyor.
Yavaş yemeğin iki yeni yetişkin eğitimi projesi mevcuttur. Bunlardan birincisi “Master of Food” (Yiyecek Uzmanlığı) 20 kurstan oluşuyor. Şaraptan yemek yapma tekniklerine, peynirden zeytinyağına, etten balığa kadar değişik konularda eğitim veriliyor. Diğer proje ise “Avrupa Lezzet Akademisi”: 2003'ten itibaren tarihi Pollenzo Kompleksi Avrupa Lezzet Akademisi'nin adresidir. Bu modern üniversite, yiyecek ve şarap sektöründeki profesyoneller, agro-endüstriyel şirketlerle consortia (mahalli yavaş yemek örgütleri) yöneticileri, yayıncılar ve gazeteciler gibi ilgili kesimlerin eğitilmesini hedefliyor. Ayrıca damak tutkunları ve profesyoneller için de teorik ve pratik eğitimlere yer veriliyor.
“Toprak ana” projesi
Yavaş yemek son yıllarda Toprak Ana adı altında önemli bir proje başlattı. ‘Terra Madre’ dünyada tehdit altında olan tarım ve hayvancılık değerlerinin ve bunları sürdüren köylüler ve küçük üreticilerin saptanması amacını taşıyor ve uluslararası bir bilgi ağı oluşturmayı amaçlıyor.
Ark ve Presidia
Ark’ı açıklamanın en güzel yolu Nuh’un gemisi benzetmesidir: Yavaş yemek endüstriyel standardizasyonu, insan sağlığını koruyan kapsamlı yasaları, geniş çapta üretim yapma ticaretinin kuralları ve çevrenin süratle bozulması tehdidiyle karşı karşıya kalan gastronomik ürünleri, bu sembolik gemiye yüklemeyi amaçlıyor. Lezzet Gemisi'nin hedefi yok olmaya yüz tutan gerçek üretim ve ticari potansiyeli olan tatları yeniden keşfetmek, kataloglamak, tanımlamak ve tanıtmak. Presidia ise mahalli düzeyde gerçekleştirilen somut ve özel üretim girişimlerini temsil ediyor. Böylesi çalışmalar için gereken teçhizatı sağlayacak maddi kaynakları yaratmak, bu girişimleri küçük pilot şirketler olarak çalıştırmak, yeni deneyimler ortaya koymak, bunları geliştirmek, üretilen kaliteli ürünler için yeni pazarlama kanalları yaratmak Presidia'nın kapsamı dahilindedir. Ark ve Presidia birlikte ekonomik ve kültürel bir mücadeleyi simgeliyor. Ayrıca yaratıcı tekniklere açık, lezzetin gelişmesine duyarlı olarak çevreyi koruyacak, eski zanaatların ve el becerilerini görüntüsünü yükseltecek ve yeni iş olanakları yaratmaya yardımcı olacaktır.
Ödüller
Yavaş yemek, 2000 yılında “Yavaş Yemek Ödülü” nü başlattı. Dünyadan seçilen 500 jüri üyesinin gösterdiği adaylar arasından kısa liste oluşturuldu. Hatta Türkiye’den iki aday Hemşinli kara kovan balı üreticisi Veli Gülas ile Dalyan’da balık yumurtası üreticisi Dal-ko kooperatifleri yavaş yemek ödülü kazandı. Gülas ayrıca 5 büyük jüri özel ödülünden birini aldı. 2001 yılında Afyon’da İsmailköy halkı haşhaş üretiminde gösterdikleri azim ile ödüle değer görüldü. 2002 yılında Iğdırlı kayısı üreticisi Haydar Alagöz ödül aldı. Karakovan balı-Veli Gülas ile Haşhaş üretimi-İsmailköy adaylık dosyalarını yavaş yemek jüri üyesi, Cumhuriyet Gazetesi pazar eki yazarı Aylin Öney Tan hazırladı. 2004 yılında ödül “Terra Madre-Toprak Ana” projesine dönüştürüldü.
3.YAVAŞ ŞEHİR HAREKETİ
3.1.Tanımı
Yaşamın hızının gittikçe arttığı bir dünyada yaşayan insanların bazıları kafalarını kaldırıp ‘Bize ne oluyor, nereye gidiyoruz?’ sorularını sormaya başladı. Bu insanlar eski diye adlandırılan değerlerini korumak ve geliştirmek adına bu hıza karşı savaş açmış durumdadır. Bu savaşın adı: Yavaş şehirler hareketi…
Yavaş şehir hareketi 1999 yılında İtalya’da başladı. Greve, Chianti, Orvieto, Bra ve Positano kentlerinin belediye başkanları yavaş şehir akımını tanımlayan özellikleri tartışmak için toplantılar yapmaya başladı. Orvieto’daki buluşmalarında, 4 belediye başkanı birtakım ilkeler tanımlayarak bunlara bağlı kalmaya söz verdi. Bu ilkeler sakin çalışma hayatı, daha az kirlenmiş fiziksel çevre, tarihsel binaların korunması ve yerel üreticiyi desteklemek gibi ilkeleri içeriyordu. Teknolojiden uzak kalmamayı aksine onu kendi amaçları doğrultusunda daha sağlıklı ve yaşanabilir çevre kurmak amacıyla kullanmaları gerektiğini düşündüler. Ayrıca insanlara hayatın tadını alarak yaşanabileceğini göstermeyi ve deneyimlerini kendi aralarında paylaşarak yavaş şehir hareketini sürdürülebilir bir konuma getirmeyi amaçladılar. Onlara göre yavaş şehir akımındaki temel amaç; kaliteli yiyecek, sürdürülebilir ekonomi, sağlıklı cevre ve geleneklerin yaşandığı bir ortam yaratılarak, insanların hayattan daha fazla zevk almasını sağlamaktır.
Yavaş şehirler bu hareketin amacını anlatan 54 tane kıstasa uymak zorundadır. Yavaş şehir markasını kazanabilmek için, aday şehirler 50,000’den fazla nüfusa sahip olmamalı ve birçok ilkeyi kapsayan geniş bir program dâhilinde çalışmalıdır. Bu program; organik tarımın desteklenmesi, genetiğiyle oynanmış ürünlerin yasaklanması, kentsel yaşamın canlandırılması, tarihsel dokunun korunması, alternatif enerji sistemlerinin kurulması, gelenek ve göreneklerin desteklenmesi, şehir içinde trafik yoğunluğunun azaltılması ve yavaş şehir bilincinin insanlar arasında yerleşmesi şeklinde tanımlanabilir.
Yavaş şehir hareketinin başlangıcından itibaren, yavaş şehir dalgası İtalya’nın sınırlarını geçmiş, 65’ten fazla şehir, yavaş şehir niteliğine hak kazanmıştır. Yavaş şehirlerin olduğu ülkeler Avusturya, Hollanda, Almanya, İngiltere, İskoçya, Norveç, İsveç, İspanya, Polonya ve Güney Kore’dir. Şu an 300’den fazla şehir, yavaş şehir kapsamına alınmak için başvurusunu yapmıştır. Böylece daha kaliteli daha sağlıklı bir yaşam sürdüreceklerini ve kendi şehirlerinin marka bilinirliğini artırarak turistik faaliyetlerini geliştireceklerini düşünmektedir.
Yavaş şehir hareketi, kentlerin düşünce ve fikir alışverişi yapabileceği büyük ağlar kurmuştur. Bu işin ilginç tarafı ise her yavaş şehrin bu felsefeyi çok farklı şekillerde uygulamış olmasıdır. Chievana, Alper’de “Violiono” adlı yerel ürününü korumak için verdiği mücadelesi sayesinde tanınırken, İtalyan kenti Orvieno taşımacılıkta yaptığı radikal değişimlerle adını duyurmuştur. Alman kenti Überlingen’de çiftçiler ilk kez genetiğiyle oynanmış ürünleri yasaklamışlardır. Yavaş şehirlerde yapılan faaliyetler ve bir kentin yavaş şehir olurken geçirdiği süreç daha ayrıntılı anlatılacaktır.
İlgimizi çeken başka bir olay ise küreselleşmenin dinamikleri tüm dünyayı fazlasıyla etkilerken, yavaş şehirlerdeki insanların bu homojenizasyon ve standardizasyon sürecine karşı koyabilmeleridir. Çünkü yavaş şehirlerin ekonomilerinin temel dayanağı o kentin özgün özelliklerini taşıyan küçük işletmeler, yerel restoranlar, çiftçi marketleri ve iş sektörleridir.
Yavaş şehri tanımladığımıza göre artık konuyu detaylı inceleyebiliriz. Yavaş şehir akımının temelde 3 tane temel bağlantısı var. Bunlar şöyle sıralanabilir:
Yiyecekler
Yer, mekân
İnsan
3.2 Yavaş Şehirlerin Yiyecek ve Ürünlerle Bağlantısı
Yavaş hareket felsefesinde yiyecek çok önemli bir yer kaplar. Çünkü yiyecekler bizim kültürel kimliğimizin ve mirasımızın büyük bir kısmını oluşturur. Yavaş şehir akımı bu kimliği korumaya çalışmakta, yiyecek ve kaynağı arasındaki bağa önem vermektedir. Kültürel mirasımızı korurken sürdürülebilir tarımsal faaliyetleri (organik, biodinamik ve yerel tohumların geliştirilmesi) destekleyerek aynı zamanda kendi fiziksel çevremizi de desteklemiş oluruz.
Besinlerimiz için yapacağımız ilk şey, kendi ürünümüzü yetiştirmemizdir. Birkaç meyve ağacımız veya sebze tarlamız, ticari amaçla ürün yetiştirmenin verdiği zararı azaltabilir. Kendimiz yetiştiremiyorsak, yapabileceğimiz en iyi şey yerel üreticilerden bunu temin etmektir. Kendi ürünümüzü yetiştirmek, hem sağlığımız hem de topluluğumuzun ekonomik gelişimi için daha faydalıdır.
Dünyada uygulanan birçok topluluğun besin işletim sistemleri vardır. Bunlar kutu planı, toplulukça desteklenmiş tarım, kendin topla ( u-pick it ) çiftlikleri, yol kenarı tezgahları ve en önemlisi çiftçi marketleridir. Bu sistemler detaylı olarak aşağıda tanıtılmaktadır.
A. Kutu planı
Kutu planları son 10 yılda gözde hale gelmiş ve kırsal kesimlerde gittikçe yaygınlaşmıştır. Temel işleyişi kutu planı üyelerine, belli aralıklarla bir “kutu” taze, mevsimsel sebze ve meyve gönderilmesine dayanmaktadır. Kutu planları genelde çiftçiler, toptancılar veya bu insanlarla temas içinde bulunan kişilerce düzenlenir. Her besin işletim sisteminde olduğu gibi kutu planları da yerel üreticiyle tüketiciyi birbirine yaklaştırır.
B. Topluluk bahçeleri
Topluluk bahçeleri adından da anlaşılabileceği gibi toplumlarca yönetilen, işletilen ve üzerinde çalışılan tarımsal alanlardır. Topluluk bahçelerinin organik besine katkısının yanı sıra insanları birbirine daha da yaklaştıran bir etkisi vardır. Çünkü boş zamanlarını bu bahçelerde çalışarak değerlendiren insanlar, birbirleriyle sohbet etmekte ve günün stresini atmaktadır. Ayrıca insanlar bu bahçeler sayesinde, meyve sebze üretimi ve besin korunumu gibi konularda bilgi sahibi olmaktadır.
C. Çiftçi Marketleri
Çiftçi marketleri aslında bize çok da yabancı olmayan bir konu, çünkü ülkemizde çiftçi marketleri semt pazarları olarak adlandırılmaktadır. Yurtdışındaki çiftçi marketleri sadece alım satımın yapıldığı yerler değil aynı zamanda bazı yarışmaların da olduğu karnaval havasında yerlerdir. Ayrıca tezgâhlarda toptancılar değil, üreticiler bulunur. Bu da üreticiyle tüketici arasındaki bağı arttırır.
D. Toplulukça desteklenmiş tarım
Topluluktaki insanların kaliteli besine duyduğu ihtiyaç üzerine ortaya çıkmıştır. Topluluktaki insanların daha teknolojik ve daha verimli bir tarım için para yatırdığı, toplulukça desteklenmiş programlardır.
E. Kendin kopar tarlalar ve yol tezgâhları
Kendin kopar tarlalar, insanların belli tarlalarda gidip istediği meyveyi alarak gerçekleştirdiği sistemlerdir. Burada insanlar hem daha ucuz meyve ve sebzeye ulaşır (işçilik maliyeti az) hem de yerel üreticiyle birebir temasa geçme şansına sahip olur. Yol tezgahlarına da ülkemizde sıkça rastlanır. Bunlar, çiftçilerin yollara kurdukları tezgâhlar üzerinde satış yapılan sistemdir.
Yavaş şehirle yiyecek arasındaki bağlantı şu maddelerle açıklanabilir:
Besin işletim sistemleri kurmak
Kendi mahallî alanında veya bio-alanlarda yetişen ürünler alarak
Organik sebze ve meyve yetiştirimini teşvik ederek
Yerel restoran ve dükkanların yerel üreticilerden alışveriş yapmasını sağlayarak
Genetik oynanmış besinleri sağlayarak
Yerel üreticiyle tüketiciyi birbirine yakınlaştırarak
3.3 Yavaş Şehirlerin Mekanla Olan Bağlantısı
Yavaş şehirlerin en önemli prensiplerinden biri de kültürel kimliğimizi korumayı amaçlamasıdır. Bu, özellikle yavaş şehirlerin yemekle olan bağlantısında açıkça kendini göstermektedir. Yemeklerin geleneksel bir biçimde hazırlanıp, sunulması ve geleneksel tariflerin kullanılması bu duruma örnek olarak verilebilir.
Kültürel kimlik sadece tarihsel yapıları korumak ve restore etmek değildir. Kültürel kimlik aynı zamanda kuşakların bu tarihsel yapılara yüklediği sosyal değerlerdir. Yani kültürel kimliklerin hem soyut hem de somut özelliklerinden bahsedilebilir.
Kültürel değerlere önem vermek, yaşanılan çevreye daha çok değer vermek, yerel ekonomiyi desteklemek ve çevredeki insanlarla daha çok geleneksel aktivitelere katılmak ile gerçekleştirilir. Ancak bu şekilde kültürel mirasla gerekli bağlantı kurulabilir.
Küreselleşme ve şu anki uluslararası ticaret anlayışı, yerel ekonomiyi desteklememektedir. Aksine milyonları kontrol eden uluslararası güçleri ortaya çıkarmıştır. Yerel ekonomiyi güçlendirmek için “yeşil” ekonomiye yani yerel tüketim için yapılan yerel üretime odaklanılmalıdır. Bu kavramda maddi kaynaklar yerel çevrede döner ve bu döngüden çok az çıkar. Ancak gerekli durumlarda bölge dışına bu maddi kaynak harcanır. Bu şekilde daha güvenilir ve sürdürülebilir bir yerel ve ulusal ekonomiye sahip olunabilir. Bunu başarabilmek için odak nokta mahalli düzeyde olmalıdır. Burada asıl önemli olan bireylerin yerel ekonomiyi geliştirmek için yaptığı hareketlerdir. Eğer bu hareketler tüm topluma yayılırsa, sürdürülebilir ekonomik gelişme sağlanır.
Yavaş şehir prensiplerine uyan sürdürülebilir ekonomiyi savunan ekonomik modeller vardır. Bunlar yerel kredi birliği, yerel ticaret planları, mahalli destekli tarım gibi ekonomik politikalardır. Bu ekonomik modeller daha çok toplum ağırlıklı ve sürdürülebilir çalışmanın olasılıklarını sunar. Çalışma şekillerinin materyal kullanımı, enerji tüketimi, taşıma, atık üretimi ve geri dönüşümü gibi konular üzerinde büyük etkisi vardır. Ayrıca çalışma tarzı ve şekilleri toplum hayatıyla olan ilişkileri de belirler.
Yerel ekonomiler genelde ürettiğini tüketir ve tükettiğini üretir. Bu sayede insanlar kendi çevresine ve yaşamına daha çok önem vermeye başlar. Bu da yerel kaynakların sürdürülebilir ve verimli bir şekilde kullanılmasını sağlar. Kısacası bu şekilde insanlar çevresel ve kültürel olaylara daha bir duyarlı hale gelir. Yukarıda bahsedilen ekonomik modelleri açıklayalım.
A. Toplum bankaları ve kredi birlikleri:
Toplum bankaları yerel ekonominin devlete ve uluslararası unsurlara olan bağlantısını azaltmada uygulanacak ilk adımdır. Kredi birlikleri toplumun kendi biriktirdiği paranın tekrar bu toplumdaki insanlar tarafından kullanmasıyla gerçekleşen ve yatırımları hızlandıran bir sistemdir. Bu yatırımlar sayesinde ekonomi ve toplumun ilerlemesi amaçlanır.
B. Yerel ticaret sistemi:
Yerel ticaret sistemi, o toplumdaki insanlar arasında hizmet veya ürün değişimi yapılan ve paranın az kullanıldığı sistemdir. Bu sistem ekonomiyi canlandırdığı gibi insanlar arasındaki ilişkiyi de geliştirir. Bu değiş tokuşlar taşımacılık, ev tamiri, çocuk bakıcılığı ve yiyecek gibi çok farklı hizmetler ve ürünler üzerine olabilir.
C. Toplum destekli tarım
Bu sistem toplumdaki insanların kendi ürününü kendi yetiştirmesini desteklemek amacındadır. Bu sistem insanların üreticiyle anlaşmaları üzerine olur. Böylece tüketici taze ve sağlıklı bir ürün akışına sahip olur ve üretici de satamama endişesinden kurtulup ekonomik bağımsızlığına kavuşur.
D. Toplum işletmeleri:
Bu işletmeler toplumdaki insanlar tarafından kurulup, o topluluktaki insanların yararına işler yapmayı amaçlar. Bütün kar, toplumu destekleyici projelerde kullanılır.
3.4 Yavaş Şehirlerin İnsanla Olan Bağlantısı
Yavaş hareketin amacı hayatın akış hızını azaltarak insanların birbirleriyle daha zengin bir ilişkiye sahip olmasıdır. Daha derin ve daha zengin bir ilişkiye sahip oldukça, insanlar birbirlerini ve çevrelerini daha yakından tanıma fırsatı bulur. Böylece toplum hayatına ve toplumu ilgilendiren konulara daha duyarlı hale gelirler. Bu duyarlılık insanların yemek ve yer ile olan bağlantılarını daha kuvvetli hale getirmesini sağlar. Yavaş şehirlerin insanlarla olan ilişkisi genelde psikolojik ve sosyolojik konularla yani insanların hayata olan bakış açısıyla ilgili olduğundan bu konu derinlemesine incelenmeyecektir.
3.5. Yavaş Şehir Örnekleri
Bu bölümde Almanya, İngiltere ve İtalya’da bulunan bazı yavaş şehirler incelenecektir.
A. İtalya
Yavaş şehirler ilk olarak İtalya’da ortaya çıkmıştır. İtalya bu işi ticarete dönüştürmek istemediğinden dolayı buradaki yavaş şehirleri hakkında elimizde sınırlı kaynaklar var. İtalya’daki tüm yavaş şehirler yılda bir kere toplanarak durum değerlendirmesi yapar. Bu durum değerlendirme toplantılarında fikir alışverişleri de yapılarak olayı daha başarılı, daha sürdürülebilir bir hale getirmek amaçlanmıştır.
İtalya’nın Genea kentinde yılda bir kere yerel üreticiler ödüllendirilerek kamuoyunun dikkati çekilmeye çalışılır. Ayrıca belediyeler kendi dükkanını açmak isteyen veya kendi tarlasını işletmek isteyen girişimcilere vergi ve yer konusunda kolaylık sağlanmakta, halkın bu gibi yerlerden alışveriş yapmaları için topluma telkinlerde bulunmaktadır. Aylık gazetelerde halk bu konuda daha da bilinçlendirilmekte ve yerel üreticilerin buralarda reklam vermesi sağlanarak üreticiyle tüketici arasındaki bağ güçlendirilmeye çalışılmaktadır. Ayrıca yine Genea Belediyesi’nin öncülük ettiği projede kentin genişlemesi kontrol altına alınmış ve kentin yeşil dokusunu korumak amacıyla çevre komiteleri kurulmuştur. İtalya’daki çoğu belediye bu konuya duyarlı hale gelmiş ve çevre komitelerini kurmuştur. Positano kenti bir tatil yöresi olmasına rağmen sakin hayatın savunucusu olmuş ve turizm politikalarını bu şekilde yönlendirmiştir. Kentteki otellerin belli kurallara uymaları sağlanarak kent daha huzurlu ve sakin bir yapıya kavuşmuştur. Bir diğer yavaş kent Orvieto yerel şarabını dünya çapında markalara karşı korumak amacıyla bir dizi tedbir almıştır. Kente küresel şarap markalarının girişi zorlaştırılmıştır. Çoğu İtalyan kenti trafik yoğunluğunu azaltmak için kurallar uygulamıştır. Kent merkezinin dışına park yerleri konarak kent içi parkların fiyatları arttırılmıştır. Ayrıca kent içinde ulaşımı sağlamak için otobüs seferleri konulmuştur. Kent içinde bisiklet ve “scooter” kullanımı yaygınlaştırılmaya çalışılmıştır. Ayrıca kent içinde kornaların daha az çalınması için uyarı levhaları konulmuştur. İtalya’da kanalizasyon sularının tekrar kullanılması için kasabalar atık dönüşüm tesisleri kurulmuştur. Bu şekilde kent suyunun daha verimli bir şekilde kullanılması amaçlanmıştır. Son olarak İtalya yavaş şehir kentleri her ekim ayında geleneksel yemeklerin sergilendiği fuarlar kurmuştur. Bu fuarlarda çeşitli yarışmalar düzenlenerek toplum hayatının gereklilikleri de yerine getirilmiştir.
http://picasaweb.google.com/siarlacin/Pictures#5287087188251878370
Fotoğraf 2- Orvieto’dan görünüm
B. İngiltere
İngiltere İtalya’dan sonra yavaş şehir felsefesini en iyi bir şekilde uygulayan kentlere sahiptir. İngiltere’nin Ludlow kenti dünyanın en iyi yavaş şehri olarak gösterilebilir. Ludlow kentinde her ay çiftçi marketleri kurularak üreticiyle tüketici arasındaki bağ kuvvetlendirilir. Bu çiftçi marketlerinin içeriği her ay yenilenir. Hatta bu marketler için özel bir web sitesi tasarlanmıştır. Bu sitede çeşitli yarışmalar yapılmaktadır. Böylece insanlar öneri ve dileklerini açıkça dile getirme fırsatına sahip olmuştur. Ayrıca bu çiftçi marketlerinin belirli günlerinde açık artırmayla tarihi özellik taşıyan bazı parçalar satılır, böylece kültürel ve tarihsel özellikler nesilden nesle aktarılması sağlanır. Bu açık artırma günlerinde çeşitli tiyatrolar yapılmakta ve tarihsel hikayeler anlatılmaktadır. Yine bu çiftçi marketleri bünyesinde çeşitli yarışmalar yapılmaktadır. Koyun kırpma bu yarışmalara örnek olarak verilebilir.
http://picasaweb.google.com/siarlacin/Pictures#5287087641609191250
Fotoğraf 3-Ludlow
Ludlow ve diğer İngiliz kentlerindeki diğer çalışmalar şunlardır:
Bağımsız küçük dükkanların teşvik edilmesi
Ses kirliliğinin ve ilanların azaltılması, oturacak bank ve park sayılarının arttırılması
Restorasyon çalışmalarının yaygınlaştırılması ve desteklenmesi
Gençler için yiyecek ve sağlık eğitimleri
Geri dönüşüm projelerinin desteklenmesi.
C. Almanya
Almanya’daki yavaş şehirlerde de yerel üreticinin teşvik edilmesi ve çiftçi marketleri gibi projeler vardır. Almanya’daki çiftçiler genetiğiyle oynanmış ürünleri ilk yasaklayan çiftçiler olmuştur. Bu sebeple Almanya’da organik tarım faaliyetleri çok gelişmiş ve yaygınlaşmıştır. Belediyeler organik tarım için fonlar yaratmış ve çiftçileri desteklemiştir.
Almanya’nın Hernsbruck kenti 12.500 nüfusuyla, çok sayıda yerel dükkanıyla Almanya’nın yavaş şehir konusunda gurur kaynağıdır. Ayrıca bu kentte tıpkı Orvieto’daki gibi yerel birasını ve ekmeğini korumak ve yaygınlaştırmak amacıyla birtakım uygulamalar yapılmıştır. Yine Hernsbruck kentinde kasabanın eğlence merkezinin ısıtma sistemi, o bölgedeki ormancıların tahta parçalarıyla sağlanmaktadır. Diğer bir Almanya yavaş şehri Schwarzenbruck kamu binalarına güneş sistemleri yerleştirerek, evlere daha ucuz elektrik göndermeye başlamıştır. Bu kent yaptığı çevre projeleriyle de dikkati çekmektedir. Bu projelerle kentin Yeşil Ada özelliği korunmaya çalışılmıştır.
http://picasaweb.google.com/siarlacin/Pictures#5287088209742077090
Fotoğraf 4-Waldkirch
4. KISTAS SETİ
Bir şehrin yavaş şehir sıfatı kazanabilmesi için Yavaş Şehir Örgütü tarafından belirlenmiş 55 kıstasa uyması gerekmektedir. Bu kıstaslar Yavaş Şehir Örgütü tarafından altı ana başlık altında toplanmıştır. Burada bazı kıstaslar incelenmemiştir. Bunun sebebi bu incelenmemiş kıstasların birbirleriyle bağlantılı olmasıdır. Bu kıstasların diğer kıstaslarla beraber incelenmesiyle konunun çok dağılmaması ve tekrarlardan kaçınılması amaçlanmıştır. Bütün kıstaslara aşağıdaki internet adresinden ulaşılabilinir.
www.cittaslow.net/sezioni/Rete%20internazionale/pagine.asp?idn=1236
6 ana başlıklar altında incelenen kıstaslar şunlardır:
Çevre Politikaları:
1) Hava, su ve toprak kalitelerinin kanunlar tarafından belirlenip uygulanması
2) Kırsal ve özel atıkların sınıflandırılarak geri dönüşümünün yapılması
3) Endüstri ve yerel atıkların ayrıştırılması
4) Arıtma tesislerinin kurulması
5) Enerjiyi daha verimli kullanma planları ve alternatif enerji kaynaklarını kullanmak
6) Genetik oynanmış ürünlerin yasaklanması
7) İlan tabelaları ve trafik işaretlerinin tekrar düzenlenmesi
8) Ses kirliliğinin kontrolü ve azaltılması için uygulamalar
9) Işık kirliliğinin kontrolü ve azaltılması için uygulamalar
10) Çevre yönetimi ile ISO 14000 veya ISO 9001 belgelerini bulundurmak
11) Elektromanyetik kirliliğinin kontrolü ve azaltılması için uygulamalar
Altyapı politikaları
1) Kültürel ve tarihsel mirasın korunması için adımların atılması
2) Güvenli ve akışkan bir trafik
3) Okulları ve kamu binalarını birbirine bağlaması gereken bisiklet yolları
4) Taşımacılıkta alternatif yöntemlere ağırlık verilerek taşıt trafiğinin azaltılması
5) Engellilerin dolaşımını kolaylaştıracak trafik sistemleri
6) Aile yaşamı ve yerel aktiviteleri destekleyici projeler yapmak
7) Yeşil alanlar kurmak ve bozulan kentsel alanların tekrar geliştirilmesi
8) Sağlık merkezinin bulunması
9) Doğal ürünler için ticaret ve dağıtım merkezlerinin kurulması
10) Kentsel Mimarinin korunması ve geliştirilmesi
Yerel üretimin korunması
1) Organik tarımın geliştirilmesi ile tarım ve hayvancılıkta verimliliğin artırılması için planlar
2) Zanaatkârların, esnafın ve sanat ürünleri yok olma tehlikesinden koruyacak programlar oluşturulması ve ürünlerin kalitelerini belgelendirmek
3) Geleneksel uzmanlık alanlarının yok olmaktan korumak
4) Yörede yetişen ürünler ve organik ürünlerin kullanılmasının teşviki
5) Yerel gelenekleri sürdüren restoran ve yapıların muhafaza edilmesi
6) Okullarda Yavaş yemekle işbirliği içerisinde lezzet ve beslenme eğitimi verilmesi
7) Yerel yemek çeşitlerinin yok olmaktan korunması
8) Yerel ürünleri satışını desteklemek (yerel ürünler satan marketleri geliştirmek ve bunlar için uygun yerler yaratmak)
9) Şehirdeki büyük ve tarihi ağaçları korumak
10) Yerel kültürel etkinlikleri korumak ve desteklemek
Konukseverlik
1) Turist bilgilendirme ve konukseverlik kalitesi ile ilgili eğitimler verilmesi
2) Turistik ve tarihi yerlerde turist kılavuz ve rehberleriyle uluslararası levhalar kullanmak
3) Ziyaretçililerin tarihleri bilgi ve servislere (park etme, resmi ofis çalışma saatleri vb.) ulaşımını kolaylaştırıcı planlar ve politikalar izlemek
4) Şehir seyahat rehberleri hazırlanması (broşürler, web sitesi, ana sayfa, vb)
5) Turistik işletme ve dükkân sahiplerinin fiyatlar konusunda saydam olmasını ve ücretlerin kuruluşların önünde sergilenmesini sağlamak
Teknolojiden faydalanılarak şehir yaşam kalitesinin arttırılması
1) Şehirde bir kablosuz iletişim (wireless) ağı kurmak
2) Elektromanyetik alanları gösteren sistemler kurulması
3) Tele çalışmanın geliştirilmesi
4) Özellikle sesli alanlarda sesi azaltmaya yönelik çalışmalar yapılması
5) Halk için sağlanacak hizmetler konusunda halkın bilinçlendirilmesi ve bu hizmetlerin arttırılması
6) Biomimarinin geliştirilmesi ve bu konuda kalifiye eleman yetiştirilmesi
7) Çevreye duyarlı kamu ve özel sektör binalarının yapılması
Yavaş akımlar hakkında halkın bilgilendirmesi
1) Halkın Yavaş Akımların felsefesi hakkında bilgilendirilmesi
5. ALANYA’NIN KRİTERLERE UYGUNLUĞUNUN İNCELENMESİ
Alanya kuzeyinde Toros Dağları güneyinde Akdeniz’in bulunduğu küçük bir yarımada üzerinde kurulmuştur. Tarih boyunca birçok kültüre ev sahipliği yapmıştır. Pek çok tarihi yer ve doğal güzelliklere sahiptir. Ekonomik-sosyal yapıyla ilgili bilgilere ilerleyen kısımlarda gerektikçe değinilecek olup detaylı bilgi www.alanya.bel.tr adresinden veya referanslarda verilen Alanya ile ilgili diğer sitelerden bulunabilir.
Bu kısımda, daha önce belirtilmiş olan 6 ana kıstas setinin Alanya için değerlendirilmesi yapılmıştır.
5.1. Çevre Politikaları
Çevre politikaları kıstas kıstas incelenirse;
Alanya’da diğer şehirlerimizden farklı olarak su, hava, toprak kirliliği analizleri, bu analizlere bağlı olarak iyileştirici ve önleyici faaliyetler yapılmamaktadır. Yalnızca çevre ve sağlık müdürlüğü tarafından düzenli olarak deniz suyu kontrolleri yapılmaktadır. Ayrıca Alanya Çevre Derneği’ne göre kentte mevcut bir hava kirliliği sorunu tespit edilmiş, hava kirliliğinin şehrin üzerine sis perdesi şeklinde çöktüğü görülmüştür. Bu sorunun da Alanya’ya insanların ısınmak için kömürden yararlanmalarının sebep olduğu tespit edilmiştir
Geri dönüşüm, arıtım tesisleri ve atık yönetimi gibi konularda incelenmesine gelinirse, Alanya’da yapılmış ve yapılmakta olan şu projeler görülebilir.
Alanya Belediyesi Stratejik Planı’nda yer alan “11. Proje Altyapı Çalışmaları” dâhilinde, sağlıklı ve sürdürülebilir kentleşmenin sağlanması ve bu kapsamda Alanya Atık Su Arıtma Tesislerinin Modernizasyonu, Ayrıştırma, Komposto ve Katı Atık Düzenli Depolama Tesisi Projesi’nin gerçekleştirilmesi, mevcut arıtma tesisine ek olarak yeni bir arıtma tesisi inşa edilmesi, arıtma tesisinin kara deşarj hattının yenilenmesi ve çevre yolu altından kaldırılması, içme suyu kaynaklarının iyileştirilmesi, yeni kaynaklar bulunması, içme suyu arıtma tesisi hazırlıklarının yapılması planlanmaktadır.
Alanya Geri Kazanım Projesi kapsamında 2006 yılında başlamış olunan “Kaynağında Ayrıştırma Projesi” çalışmalarına 2007 yılında da tüm hızıyla devam edilmiştir. 2006 yılında pilot bölgeden başlayarak hayata geçirilen proje 2007 yılı sonunda Alanya’da yaklaşık 42.720 eş değer nüfusa hitap eden bir konuma getirilmiştir. Uygulamaya geçen apartman sayısı 2007 yıl sonu itibariyle 648’den 1.551’e, konut sayısı 6.052’den 14.698’e yükseltilmiştir. Hanelerin yanı sıra 2007 yılında geri kazanım çalışmaları okullara ve otellere taşınmıştır. Geri değerlendirilebilir atıkların ayrı bir noktada toplanması sağlanarak, düzenli depolama alanına giden atık miktarı önemli ölçüde azaltılmaya çalışılmıştır.
Kaymakamlık öncülüğünde başlatılan "Kağıt Atıkları Geri Dönüşüm Projesi" kapsamında kullanılan ve atık haline gelen kağıtları geri kazanabilmek amaçlanmıştır.
Ayrıca Alanya ve Çevresi Turizmi Geliştirme ve Altyapı İşletme Birliği'nin geri dönüşüm projesi için, AB Şehirler ve Belediyeler Fonu'ndan 201 bin 422 Euro destek sağlanmıştır. Bu projeler yeterli gibi gözükse de aslında durum pek de göründüğü gibi değildir. Çünkü geri dönüşüm sistemleri halen proje aşamasında olup kâğıttan ötesine geçememiştir. Metal, plastik, naylon gibi çevreye daha zararlı, Avrupa’da geri dönüşüne çok önem verilen maddelerin geri dönüşümü için temel bir çalışma görülememiştir. Ayrıca ilçenin yaz aylarında artan nüfusuna karşılık yeterli olan bir arıtma sistemi mevcut değildir (Bkz. Alanya Belediyesi Stratejik Planı). Ayrıca beldelerden sadece Oba ve Konaklı belediyelerinde arıtma tesisleri mevcuttur. Alanya Ticaret ve Sanayi Odası (ALTSO) Meclisi'nin, Eylül ayı toplantısında deniz kirliliği toplantı gündemini oluşturmuştur. Meclis üyeleri, arıtma sisteminin 50 bin kişi kapasiteli olduğunu, sistemin şimdiki ihtiyacın üçte birini karşıladığını ve otelcilerin pis kokudan rahatsız olduklarını dile getirmişlerdir. Bu toplantıda Alanya’da her akşam çevreye rahatsız edici koku yayıldığını, turizmin zarar göreceğini belirtilmiştir. Son olarak endüstri atıkları için de belli bir atık tesisi bulunmamaktadır.
Enerji konusundan bahsetmek gerekirse, Alanya’da 2007 yılı içerisinde satın alınan elektrik miktarı 753.473.580 kwh’dir. Alanya ilçesi, Alanya Trafo Merkezi’nin yanı sıra Gazipaşa ve Alara Trafo Merkezleri’nden de enerji almakta olup, söz konusu trafo merkezlerinden Gazipaşa ve Manavgat ilçeleri de enerji almaktadır. Alanya’da tüm Türkiye’de olduğu gibi enerjiyi verimli kullanmak adına belli başlı bir proje yoktur. Ayrıca Alanya Belediyesi’nin alternatif enerji kaynaklarına yönelmek için de herhangi bir planı mevcut değildir. Yalnızca, Dim Çayı’nın üzerine kurulacak Dim Barajı projesi vardır. Dim Barajı’yla kentin elektrik ihtiyacının karşılanacağı öngörülmekte olup, Alanya açısından avantajlı bir durum olarak gösterilebilir.
Alanya, genetiği oynanmış ürünler için herhangi bir kısıtlama veya yasak uygulama yoluna gitmemiştir. İlan tabelaları için gerekli duyuru tahtası düzenlemeleri yapılmıştır. Bu duyuru tahtaları, kentin güzel ve düzenli görünmesini sağlamıştır. Fakat bazı vatandaşların eski Alanya evlerinin üstünü ve duvarları ilan tabelası olarak kullandığı tespit edilmiştir. Bu da belediyenin bu konu üzerinde çok da ciddi kontrol mekanizmaları geliştirmediğini ortaya sermektedir.
Gürültü kirliliği konusunda çevre ve sağlık müdürlüğünün yaptığı çalışmalar mevcuttur. Fakat Alanya’nın turizm şehri olduğu ve gece hayatının yoğun olduğu düşünülürse Alanya’da ciddi bir gürültü kirliliğinin varlığı ortaya çıkıyor. Ayrıca ışık kirliliği hakkında da Alanya’da mevcut bir çalışma yoktur.
5.2. Altyapı Politikaları
Altyapı politikalarında ilk olarak Alanya’da tarihsel ve kültürel dokunun korunması yönündeki faaliyetleri ele alındı. Kültürel ve tarihsel dokunun korunması yavaş şehirler için çok önemli olmasından dolayı bu kıstas ayrıntılı biçimde incelendi.
Alanya tarihte birçok ulusa ev sahipliği yapmıştır. Bunun için tarihi yönden zengindir. Alanya’nın tarihi değerleri şunlardır:
Alanya Kalesi: Surlarının uzunluğu altı buçuk kilometreyi bulan Alanya Kalesi, denizden 250 metreye kadar yükselen yarımada üzerindedir.
Kızıl Kule: Limanda bulunan ve kentin sembolü olan sekizgen planlı yapı 13. yüzyıl Selçuklu eseridir. 1950’li yıllarda onarılan kule 1979 yılında ziyarete açılarak birinci katı Etnografya Müzesi’ne dönüştürülmüştür.
Alanya’da bulunan diğer tarihi yerler şunlardır. Bu yerler hakkında ayrıntılı bilgiye Alanya Belediyesi’nin resmi sitesinde yer verilmiştir (www.alanya.bel.tr).
Diğer tarihi yerler: Tersane, Tophane Ehmedek, Süleymaniye Camisi, Bedesten, Darphane, Akbeşe Sultan Meclisi, Andızlı Cami, Sitti Zeynep Türbesi, Hıdırellez Klisesi, Sarapsa Hanı, Alara Kalesi, Alara Han ve Kargı Han.
Bu tarihi yapıların yenilenmeleri konusunda Alanya‘da önemli projeler yapılmaktadır. Alanya Stratejik Raporunda da ayrıntılı anlatılan “Kızılkule-Tophane Ekseni Projesi” tamamlanma aşamasındadır. Denizcilik ve Gemi Müzesi açılmıştır. Ama yine de yukarıda belirttiğimiz bazı tarihsel yerler (özellikle Kargı Han) harap durumdadır ve bazı yerlere de ulaşım sorunu vardır.
Alanya’da son yıllarda özellikle kültürel faaliyetler artmaktadır. Bunda Alanya Kültür Merkezi’nin tamamlanması ve aktivitelerini arttırması etkili olmuştur. 2005 yılında yapılan tiyatro salonuyla tiyatro faaliyetleri her gecen yıl artış göstermektedir. Alanya’da son 3 yıldaki kültürel faaliyet rakamları aşağıdaki tabloda verilmiştir.
http://picasaweb.google.com/siarlacin/Pictures#5287088209742077090
Tablo 1-Alanya Belediyesi Kültür Merkezi Etkinlikleri
Alanya Kalesi’nin UNESCO Dünya Kültür Mirası’na dahil edilebilmesi için çalışmalar yapılmaktadır. 26 – 29 Mayıs 2007 tarihleri arasında Alanya Belediyesi tarafından düzenlenen Turizm ve Sanat Şenliği’nde birçok kültürel etkinlik yapılmıştır. Bu şenlik ile ayrıntılı bilgiyi Alanya Ekonomik Rapor (2007)’de bulabilirsiniz. Yine Alanya Ekonomik Rapor (2007)’unda Alanya’daki diğer birçok kültürel faaliyet ayrıntılarıyla yer almaktadır.
Sonuç olarak Alanya’da tarihsel bir dokunun bulunduğu ve bunun küçük eksiklikleri olsa da korunmaya alındığı gözlenmiştir. Ayrıca Alanya kültürel faaliyetler açısından da her geçen gün ilerlemektedir ve bu konuyla ilgili hızlı şehir kıstasını karşılayabilecek durumdadır.
Alanya’nın trafiği incelendiğinde Alanya’da şehir içi ulaşım genelde belediyelere bağlı halk otobüsleri ve dolmuşlarla sağlanmaktadır. Cuma pazarı mevkiinde Alanya’nın doğusu ve batısına çalışan dolmuşlar bulunmaktadır.
. Otopark alanlarının olmaması, yolların dar ve kısa, işyerlerinin ise kentin her alanına dağılması trafiği olumsuz etkilemektedir. Öte yandan yoğun bir yaya trafiği olmasına rağmen, altyapının araç öncelikli bir anlayışla hizmete konulması, yaya güvenliğini olumsuz etkilemektedir. Özellikle inşaat çalışması devam eden çevre yolunun güvenlik unsurlarından yoksun olarak kullanıma açılması, araç sürücüleri ve yayalar açısından önemli bir tehdit oluşturmaktadır.
Yatırımcı kuruluş olan Belediye ve Karayolları Şefliği’nin, sinyalizasyon sistemleri konusunda yeterli ve deneyimli kadrolara sahip olmaması ve enerji kesintilerinin sıklıkla yaşanması da bu alanda trafik güvenliğini olumsuz etkilemektedir. İlçede mevcut araç sayısının oldukça fazla olması, yeterli park yerinin bulunmayışı, cadde ve sokakların dar olması, ayrıca yaz aylarında nüfusun çok yoğun olması nedeniyle günün muhtelif saatlerinde trafik sıkışıklığı meydana gelmektedir. 31.12.2007 tarihi itibariyle Alanya’da 68.988 araç tescil işleminden geçmiştir.
Alanya’da trafik tescili yapılan bu araç sayısının dışında şirket merkezi Alanya haricinde olan çeşitli şirketlerin kullanım amacıyla ile Alanya’ya getirilen araçlar, kiralık araba servislerinde kullanılan araçlar ve hali hazırda Alanya’da ikamet eden veya Alanya’ya çalışmak için gelen şahısların Alanya haricinde tescili olan araçları bu rakamlara dâhil değildir. Alanya’da her 1000 kişiye düşen araç sayısının 350’nin üzerinde olduğu tahmin edilmektedir. Bu rakam Türkiye ortalamasının üzerinde ve Avrupa ortalamasına yakındır.
Alanya ilçesinde ´Kent Ulaşım Planı Projesi´ hayata geçirilecektir. Proje kapsamında transit geçiş yapan araçlar çevre yoluna kaydırılarak kent trafiği rahatlatılacak. Çevre il ve ilçelerden günübirlik ziyaretler için turist getiren tur otobüslerine şehir merkezinde 4 ayrı nokta belirledik. Sadece bu noktalardan yolcu indirilip bindirilecek.
Alanya’da trafik yoğunluğunun yüksek ve trafik altyapısının sıkıntılı olmasına rağmen bisiklet haricinde herhangi bir alternatif taşımacılık sistemi geliştirilememiştir. Bisiklet konusuna gelince Alanya Belediyesi toplam 150 bisikletten oluşan projenin terminal hazırlıklarını tamamladı ve 5 terminalde hizmet verilmeye başlandı. İstasyon seçiminde yayaların yoğun olduğu akslar dikkate alındı ve sahil şeridini de kapsayan 20 nokta belirlendi. Şu anda herkesin herhangi bir ücret ödemeden bir saatlik test sürüşleri yapabildiği projeden bütün kent halkı ve ziyaretçiler yararlanabilecek. Kullanıcıların, bisikletleri aldıkları noktaya geri getirmeleri gerekmiyor, kredi kartlarını kullanarak 20 terminalden herhangi birine kilitleyebiliyorlar. Fakat mevcut sistematik bir bisiklet yolunun olmayışı Alanya’nın bisiklet konusunda daha yolun başında olduğunu gösteriyor.
http://picasaweb.google.com/siarlacin/Pictures#5287089799489415218
Fotoğraf 5- Alanya’da bisiklet kullanımı
Alanya Belediyesi bünyesinde engelli vatandaşlarımız için bir rehabilitasyon merkezi bulunmaktadır. Engellilere verilen önem trafik sistemlerinde de görülememektedir. Engelli vatandaşlarımızın sokaklardaki hareketlerini kolaylaştıracak herhangi bir ses veya görsel sistemler Alanya da bulunmamaktadır.
Bilindiği gibi birçok yavaş şehirde şehrin yeşil dokusunu geliştirmek ve korumak amacıyla çok büyük çalışmalar yapılmaktadır. Alanya’da da buna benzer yenileme projeleri yapılmıştır ve yapılmaktadır. Amaçları Alanya’da kent dokusunu oluşturan ve kente kimlik kazandıran öğeleri korumaktır. En kapsamlısı kentin kültürel zenginliklerinin ortaya çıkarılması sloganıyla başlamış olan Alanya Kentsel Tasarım Projesi’dir.
Türkiye’de bir ilk olarak ilçede “Alanya Dünya Ormanında “Senin de Bir Fidanın Olsun” kampanyası başlatılmasına karar verilmiş ve çalışmalara başlanmıştır. Kampanyada ilk aşamada 60 hektar alan için 100.000 fidan, temel hedef olarak ise 600 hektar alana 1.000.000 fidan dikilmesi hedeflenmiş olup projenin ilk aşamada maliyeti yaklaşık 300.000 Euro olarak belirlenmiştir. “Alanya Dünya Ormanı Projesi” Alanya’yı yeşillendirmek için yapılan bir diğer proje ise “Yeşil Alanya Projesi”dir. Bu projenin amacı, Alanya kent dokusunun hızlı kentleşme ve nüfus artışı nedeniyle kaybettiği yeşil özelliğinin tekrar kazandırılması ve güneş, deniz, kum özelliklerinin yanı sıra Alanya’ya yeşil özelliğinin de kazandırılmasıdır. Proje politikaları ise, “Yeşil Kent” bilincinin halka benimsetilmesi, “Yeşil Kent” kavramını destekleyecek ilk örnekler oluşturulması, kentin yeşillendirilmesi ile ilgili olarak peyzaj projelerin oluşturulması ve kişi başı aktif yeşil alanların arttırılması, fonksiyonel kullanımının temini, geliştirilmesi ve korunmasıdır.
Park ve bahçeler müdürlüğü tarafından 2007 yılında 70 adet ağaçlandırma ve yeşillendirme çalışması yapılmıştır. Yapılan projelere bakıldığı zaman Alanya’nın yeşil kimliği elde etmek için çok yoğun bir çaba gösterdiği anlaşılabilir.
5.3 Yerel Üretimin Korunması
A. Tarım ve Hayvancılık
Damlama Sulama Sistemi Alanya'ya getirilip çiftçilerce uygulanmaya başlanmıştır. Turizmin gelişmesi, sahilde turizme elverişli tarım arazilerinin yatırıma açılması sonucu ekilebilen verimli tarım arazilerinin azaldığı da bir gerçektir. Modern tarım tekniklerinin kullanılmaya başlanması, ekilen topraklarda birim başına düşen verimi arttırmıştır. Alanya’da özellikle seracılıkta, sebze ve meyve üretiminde hormon kullanımı her geçen gün artmaktadır. Alanya’da tarım yavaş yavaş modern bir görüntü almaktadır. Alanya'da çiftçilere yıllardır verilen eğitim çalışmalarına rağmen hayvancılık genellikle alışılagelmiş yöntemlerle yapılmaktadır ve küçük çaplı üretim özelliğinden kopamamaktadır. Ülke çapında yaşanan kronikleşen ekonomik kriz nedeni ile hayvancılık teşviklerinin ve tarım kredilerin azalması, bölge ekonomisine hakim olan turizm nedeni ile de zaman zaman ekonomik krizler yaşanması ve buna bağlı olarak bölgeden sağlanan et ve süt ürünlerinin talebindeki belirsizlik Alanya’da hayvan besiciliğinin önünde büyük sorunlar yaşanmasına neden olmaktadır. Modern besicilik tesislerinin olmaması, küçük ölçekli besiciliğin köy ve yaylalara kayması nedeniyle bunların ürünlerinin toplanmasında yaşanan güçlükler Alanya’da hayvan varlığının azalmasına neden olan sorunlardır. Bütün teşviklere rağmen bakımı zor olan ipekböceği ve yaş koza üretimi ise her geçen gün azalmaya devam etmektedir. Alanya’da hayvancılık özellikle özel sektör tarafından kurulan et ve et ürünlerini işleyen tesislerin artması ile daha bilinçli yapılır hale gelmiştir. Yetiştirilen hayvanların etleri kesimden sonra bu tesislerde işlenmeye başlanmıştır. Alanya’da beslenen ev, kümes ve besi hayvanlarının insan sağlığını etkilememesi için Tarım İlçe Müdürlüğü bünyesinde koruyucu hayvan sağlığı çalışmaları devam etmektedir.
B. El Dokuma Tezgâhları Projesi
Antalya'nın Alanya ilçesinde kırsal kesimi kalkındırmak amacıyla hazırlanan 'El Dokuma Tezgahları Projesi'yle köylü kadınlar iş sahibi oldu. Böylece hem geleneksel bir ürünün yaygınlığı arttırılmış hem de yerel üretici teşvik edilmiştir.
C. Süt Üreticileri Birliği
Süt üreticilerine yem bitkisi tohumu, suni tohumlama, veteriner desteği ile üretilen sütlerin düzenli ve sağlıklı şekilde toplanarak satımını yapmak ve süt üreticilerini tek çatı altında toplayarak sorunlarını çözmek amacıyla Alanya Süt Üreticileri Birliği kurulmasına karar verilmiştir. Kurulacak olan birliğe üye olan vatandaşların sütlerinin günlük toplanması, toplanan sütlerin birlik tarafından yaz kış aynı fiyata ihaleyi alan firmaya satılması, üreticilerin daha uygun fiyata yem alabilmeleri için yem ihalelerinin düzenlenmesi ve ilk etapta süt soğutma tanklarının alınarak süt tesisinin kurulması, Avrupa Birliği sürecinde otomatik sağım makinelerinin de alınarak el değmeden sıhhî sağım yapılabilmesi sağlanacaktır.
Böylece yerel üretim ve üretici desteklenmesi ve korunması sağlanabilir.
D. Su Kabağı
Su kabağının Alanya’da sanatsal açıdan 1970’lerden bu yana özel bir yeri vardır. Çeşitli ebatlarda ve boylarda bulunan su kabakları, değişik figür, motif ve renklerde boyanarak yöreye özgü bir süs eşyası olarak Alanya ile özdeşleşmiştir. Su kabağı, günümüzde abajur, aplik, saklama kapları, kalemlikler vb. mutfak, büro malzemeleri olarak değerlendirilmekte ve üzerinde çeşitli desenlerde boyanıp şekil verilen bay/bayan figürleri, Alanya’nın birer simgesi olarak hayatımızda yerini almaktadır. İspanya'nın Madrid şehrinde düzenlenen ve dünyanın önemli turizm fuarlarından olan 2008 Fitur Turizm Fuarı'nda Türkiye, 'Alanya Kabağı' ile tanıtıldı.
http://picasaweb.google.com/siarlacin/Pictures#5287091472654208450
Fotoğraf 7- Su Kabağı Ürünleri
E. Yerel Yapılar
Alanya, UNESCO Dünya Kültür Mirası Kent adayıdır. Alanya Kalesi’nin içinde pek çok anıt yapı vardır. Surlar, Kızılkule, Tersane, Tophane gibi anıt yapıların yanı sıra Kalede restore edilerek kullanılan eski Alanya evleri de koruma altındadır. Bu evlerin bir kısmında eski tezgâhlarda dokumacılık yapılmakta veya bahçelerinde yemek servisi verilmektedir. Ayrıca Alanya çevresinde bulunan birçok kervansaray ve kale de koruma altındadır. Alanya’da yöresel yemeklerin yapıldığı restoranlar da mevcuttur.
F. Yemekler
İtalya ve Fransa’daki yavaş şehirlerde olduğu gibi Alanya’da da geleneksel yemek yeme alışkanlığı sürüyor. Nüfusun büyük bir kısmi hâlâ kırsal kimliğinden arınmamış küçük topluluklardan oluşuyor. Alanya’da günün temel öğünleri kadınlar tarafından geleneksel tarzlarda pişirilip, birlikte yeniyor. İlçede üst kalitede doğal ürünlerin tüketiciyle buluştuğu yerler ve anlar mevcut. Herkes günde en az bir öğün dört dörtlük bir öğlen ya da akşam yemeği yeme fırsatına her zaman sahip. Alanya yemek kültürü bakımından Akdeniz mutfağının özelliklerini gösterirken, yemeklerde yörüklerin beslenme tarzına uygun, hayvancılık ve buğdaydan elde edilen besinler ağırlıktadır. Yarpuzlu akdarı çorbası, şepit, döğme aşı, laba, bumbar, ilibada sarması, göleviz, taze ülübü yemeği, taze bakla yemeği, laba dolma, hülüklü çorba, enginar dolması, mantar, öksüz helvası, çigirdik, turunç reçeli, kırtakı Alanya’nın önde gelen yemek çeşitlerinden bazılarıdır. Yemekler hakkında daha detaylı bilgi için www.alanya-rehber.com/tr/AlanyaResimleri/Yemekler/ adresini ziyaret edebilirsiniz. Alanya bölgesine ait halen yaşamakta olan yöresel yemekler tespit edilerek bir kitap hazırlaması planlanmaktadır. Bu çalışma daha önce bahsedilen “Presidia”ya ile benzeşmektedir.
G. Pazar
Alanya’da yerel ürünlerin satışının yapıldığı en önemli yerlerden biri pazarlardır. Alanya pazarlarında iğneden ipliğe her şey bulunabilir. Köylüler, dağlardan ve şehir dışındaki pazarlardan getirdikleri meyve ve sebzeleri burada satarlar. Pazarı pek çok değişik insan ziyaret eder. Yerli halkla birlikte turistler de günlük alışverişlerini yapmak için bu pazarlara gelirler. Bu pazarlar genellikle gün doğumundan gün batımına kadar kurulu kalırlar .
http://picasaweb.google.com/siarlacin/Pictures#5287092211459155778
Fotoğraf 8 - Alanya pazarından bir görünüm
Alanya ve çevresinde kurulan pazarlar: Pazartesi ve Perşembe günleri: Alanya' nın 60 km batısında bulunan Manavgat’ta pazar kurulur.Salı günleri: Alanya' nın 40 km doğusunda bulunan Gazipaşa' da pazar kurulur.Cuma günleri: Dolmuş durağının bulunduğu alanda genel büyük pazar kurulur. Cuma günleri: Şehrin büyük spor salonuna yakın olan yeni hal pazarı kurulur.Pazar günleri: 25 metrelik yolun arkasında, Hacet mevkiinde bulunan pazar pazarı kurulur.
H. Alanya Kalesi
Yerel ürünlerin satıldığı başka bir yer de Alanya Kalesi önüdür. Ahşap ve kagir tarihi evlerin önünde tahta tezgahlarda ipek ve pamuklu dokuma yapılmakta, değişik figürlerde su kabakları boyanmakta, küçük bahçelerde otantik yemek servisi verilmektedir.
I. Özgün Hediyelik Eşya Tasarım Yarışması
Alanya Belediyesi Alanya’yı oluşturan tarihi, coğrafi, mimari, kültürel ve sanatsal değerlerin konu edileceği farklı malzeme ve tekniklerde üretilmiş özgün hediyelik eşya tasarımını ve üretimini amaçlayan bir yarışma düzenlemiştir. Böylece hediyelik eşya tasarımı alanında yeni ufukların geliştirilmesine katkıda bulunmayı amaçlamıştır. Tasarımcılardan tasarlanan hediyelik eşyanın ziyaret edilen yöreyi hatırlatması, yeni, özgün, kaliteli, çevreye duyarlı olması istenmiştir.
http://picasaweb.google.com/siarlacin/Pictures#5287092211459155778
Resim 1-Yarışma Afişi
Yukarıda geniş olarak bahsedilen Alanya’da yerel üretimin korunması ile ilgili çalışmaları kısaca şöyle değerlendirebiliriz; belediye tarım ve hayvancılıkta faaliyet raporunda da görüldüğü gibi zayıf yönlerin farkında olup organik tarımın geliştirilmesi ile tarım ve hayvancılıkta verimliliğin artırılması çalışmalarını sürdürmektedir. Sanatkarları, esnafı, geleneksel uzmanlık alanlarını koruma ile ve sanat ürünleri yok olma tehlikesinden koruyacak projeler uygulanmaktadır. Ancak bu programlar çoğaltılıp geliştirilebilir düzeyde bulunmuştur. Yöresel ve organik ürünlerin kullanımı ile ilgili az da olsa teşvik çalışmaları bulunmaktadır. Yerel yapılar ve yemekler korunmaya çalışılmakta yerel satışlar pazarlar ve fuarlar ile desteklenmektedir. Yerel ve kültürel etkinlikler festivaller ve şenlikler ile korumakta ve desteklemektedir. Şehirde büyük ve tarihi ağaç bulunmaktadır. Bulunan ağaçlar korunmaktadır. Okullarda şu anda lezzet ve beslenme eğitimi verilmemektedir.
5.4 Konukseverlik
Bu alanda Alanya’da yapılan çalışmalar şunlardır:
A. Turizmde Kaliteyi Arttırma Eğitimi Projesi
2008 yılı için işyeri sahipleri ve çalışanlarına yönelik Turizmde Kaliteyi Arttırma Eğitimi Projesi adı altında geniş çaplı bir eğitim seferberliği başlatılmıştır. Projenin amacı eğitim yolu ile şehirde güvenli ve düzenli bir alışveriş ortamının sağlanarak turizmde bir satış kalitesinin yaratılmasıdır. Proje ile Alanya’da bulunan işyeri sahipleri ve çalışanlarının turizm bilinci, misafir sadakati, müşteri ilişkileri ve iletişim alanlarında eğitilerek gelen yerli yabancı turistlere nasıl davranmaları gerektiğinin ve profesyonel satış işleminin nelerden ve nasıl olduğunun öğretilmesi hedeflenmiştir. Böylece yerel üreticinin ve pazarlayıcının bilinçlenmesi, korunmasını tüketici ile bağının kuvvetlenmesi de sağlanacaktır.
B. Alanya’nın Tanıtımı
Alanya'nın tanıtımı ile ilgili organizasyonların çeşitlilik kazanması, ilçenin bir bütün olarak her türlü değerleri ile etkin bir şekilde tanıtılması ihtiyacı ile Alanya Turizm ve Tanıtma Vakfı kurulmuştur. Vakfın amacı, Alanya ve yöresinin yurt içi ve dışında tanıtımını sağlamak, yörenin turizm imkan ve kapasitesini geliştirmeye yönelik çalışmalarda bulunmak, Alanya ve yöresinin kültürel, tarihi, turistik ve ekonomik değerlerinin geliştirilmesi ve değerlendirilmesine çalışmak, bölge turizminin kalitesini yükselterek etkin bir tanıtım ve pazarlama politikasına kavuşması için çalışmalarda bulunmak ve bu yönde yapılan çalışmalara maddi ve manevi destek vermektir. Nitekim kuruluşundan bugüne ALTAV, kendi görev alanı içerisinde çalışmalarını sürdürmüş ve şehrin tanıtımı için önemli katkılar sağlamıştır. ALTAV’ın çalışmalarına destek olan üç ana kurum vardır. Başta Alanya Belediyesi olmak üzere, Alanya Turistik İşletmeciler Derneği-ALTİD ve Alanya Ticaret ve Sanayi Odası bugüne kadar yürütülen çalışmaların maddi ve manevi destekçisi olmuşlardır.
Tanıtım çalışmalarının en önemlilerinden biri uluslararası turizm fuarlarına ‘Alanya’ standı ile katılarak, tüm rakip ülkelerin bulunduğu bu fuarlarda Alanya adını duyurmaktır.
Ayrıca, Alanya Turist Danışma ve Yardım Ofisi (Alanya Tourist Information and Assistance Office) açılmış ve Alanya’ya gelen tüm yerli ve yabancı ziyaretçilere hizmet vermesi amaçlanmıştır. Turistler Alanya Turist Danışma ve Yardım ofisine bilgi almak, yardım istemek, çeviride bulunmak, öneride ve şikayette bulunmak amacıyla başvurabilmektedir. Bu başvurular şahsen, normal telefon hattından, 0800 5114001 numaralı ücretsiz danışma hattına yapılabilmektedir.
C. Alanya Seyahat Rehberi
Alanya ile ilgili internette pek çok web sitesi bulunmaktadır. Ayrıca fuarlarda dağıtılmak ve tanıtım çalışmalarında kullanılmak üzere çeşitli dillerde Alanya broşürü, duvar ve masa takvimi, cep kitapçığı, Alanya otel rehberi, Alanya aktivite broşürleri, Altav ayırmaçlı tükenmez kalemler ve bunların yanında Alanya ayırmaçlı el çantaları yaptırılmıştır. Alanya broşürünün gidilecek ülkelere göre her ülkenin kendi dilinde bastırılması sağlanmıştır.
Bir turizm ilçesi olan Alanya, turistlere konukseverlik konusunda eksik hizmet vermeye çalışmaktadır. Yapılan tanıtımlar, seyahat rehberleri, kalite çalışmaları bunun göstergesidir. Ancak fiyatlar konusunda ziyaretçilerin haklarını koruyacak herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır.
5.5 Teknolojiden Faydalanılarak Şehrin Yasam Kalitesinin Arttırılması
Bu kıstas şehir yaşamında konforu arttırmak için teknolojiyi kullanmakla alakalıdır.
A. Şehirde bir kablosuz iletişim (wireless) ağı kurmak: Alanya’ da kablosuz iletişim için bizim üniversitemizde bir proje yapılmaktadır. Bu proje için bazı ön fizibilite çalışmaları yapılmıştır. Şu an için Alanya Belediyesi belediye binasından iskeleye kadar olan bölüm için ücretsiz kablosuz iletişim hizmeti vermektedir. Bu büyük bir alanı kapsamaktadır. Tüm şehre kablosuz iletişim ağı kurmak için üniversitemizde bir proje yapılmaktadır.
B. Elektromanyetik alanları gösteren sistemler kurulması: Yaptığımız iletişimlerde ve araştırmalarda Alanya’da herhangi böyle bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu proje kablosuz iletişim sistemiyle paralel yürütülebilecek bir çalışmadır. Bazı maliyetler ikisinde ortak olup toplam maliyeti düşürebilir.Şehirlerde elektromanyetik alanları gösteren sistemler konusunda ayrıntılı bilgi için şu adrese başvurulabilinir ; http://ita.arpalombardia.it/ita/console/files/download/28/monitoring.pdf
C. Tele Çalışmanın geliştirilmesi: Tele çalışma işe gitmeden teknolojiyi kullanarak çalışmak demektir. Tele iş sayesinde birçok masraftan kurtulmak mümkündür. Büro için yeni bina maliyetleri, elektrik ve su hizmetleri maliyetleri en göze çarpanlarıdır. Bu çalışma yöntemi Türkiye’de olduğu gibi de Alanya’da da çok az kullanılmaktadır.Tele çalışmanın hakkında ayrıntılı bilgi şu internet adresinde vardır: http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=tele-calisma
D. Özellikle sesli alanlarda, sesi azaltmaya yönelik çalışmalar yapılması: Kurduğumuz iletişimlerde Alanya da böyle bir çalışmanın olmadığını gördük. Sesi azaltmaya yönelik çalışmalar hakkında daha fazla bilgi şu adreste mevcuttur.
http://www.kalbimecruh.com/showthread.php/ses-yalitim-uygulamalari-7269.html?s=67e160c65f0929e20646252db330fcd1&
E.Halk için sağlanacak hizmetler konusunda halkın bilinçlendirilmesi ve bu hizmetlerin arttırması: Bu kıstas açıklanacak olursa; gerekirse belediye hizmetlerinin internet ve projeler vasıtasıyla halka aktarılması ve bu hizmetlerin Internet tabanlı şehirsel ağ sistemi vasıtasıyla yaygınlaştırılmasıdır. Alanya Belediyesi stratejik plan yapmakta ve bunu resmi siteden yayınlamaktadır. Halk yapılacak hizmetler hakkında bu plan sayesinde ve belediyenin resmi sitesinde bilgilendirilmektedir. Fakat belediyenin internet üzerinden hizmetlerini arttırması gibi çalışmalar pek yapılmamaktadır. Mesela internet üzerinden bir bilgisayar kursları veya yine bunun gibi Internet üzerinden çeşitli aktiviteler pek yapılmamaktadır.
F. Bio-mimarinin geliştirilmesi ve bu konuda kalifiye eleman yetiştirilmesi: Bio-mimari insanin doğal yapısını düşünerek enerjik yapılar oluşturmak için son yıllarda yaygınlaşan bir mimari tarzdır. Alanya’da buna yönelik bir çalışma iletişimlerimiz sonucunda bulunamamıştır. Geniş bilgi için su adrese başvurabilirsiniz:
http://www.whitemagicway.com/bio-architecture.html
G. Çevreye duyarlı kamu ve özel sektör binalarının yapılması: Alanya çarpık yapılaşmanın olduğu turistik yerlerimizden biridir. Doğallıktan son yıllarda uzaklaşmakta ve şehir bina kalabalığına git gide dönüşmektedir. Alanya’nın yavaş şehirler kapsamında eksik kaldığı en önemli yönlerden biridir. Düzensiz yapılaşma ve çok büyük binaların yapılması doğal görüntüyü bozmaktadır. Çevreye duyarlı binalar konusu Alanya’da önem verilmeyen bir husustur.
Bu kıstaslar çerçevesinde genel bir değerlendirme yapacak olursak, teknoloji kullanılarak şehir yasam kalitesinin arttırılması konusunda Alanya’nın çok eksikliklerinin olduğu görülmektedir. Teknolojiden şehir yaşamında çok yararlanılmamıştır. Ama bu kurulamayacak anlamına da gelmemektedir. Örneğin elektromanyetik alanları gösteren sistemler kurulabilir, tele-çalışma yöntemleri geliştirilebilir, bio-mimari teşvik edilebilir kablosuz iletişim ağı ve sesi azaltacak sistemler kurulabilir. Alanya’nın bu kıstas setindeki en önemli ve zorlanacağı madde çevreye duyarlı doğal görüntüyü bozmayan binaların yapılması maddesidir. Çünkü yapılan iletişimler sonucu Alanya’nın bir çarpık kentleşmeyle yüz yüze olduğu tespitine varılmıştır. Çok büyük oteller doğal görüntüyü bozmakta ve yavaş şehirlerin olmazsa olmaz kıstasları arasında bulunan bu kıstasın Alanya’yı zorlayacağı öngörülmüştür.
5.6 Yavaş Akımlar Hakkında Bilgilendirme
Halkın Yavaş Akımların felsefesi Hakkında Bilgilendirilmesi: Yavaş şehirlerin bir kıstası da halkın yavaş akımların felsefesi hakkında bilgilendirilmesidir. Yavaş şehirler halkını yavaş bir şehir olma yönünde tevsik etmeli ve yavaş felsefesini halka eğitimlerle ve tanıtımlarla halka benimsetmelidir. Bu aktivitelerde yine yavaş hareket kurulusu tarafından denetlenecektir. Alanya’daki halkın yavaş felsefesi yönünde herhangi bir altyapısı yoktur. Bu ülkemizin genel olarak yavaş akımına yabancı olmasından da kaynaklanmaktadır. Alanya’da yapılan araştırmalarda herhangi bir yavaşlama adi altında bir çalışma yapılmadığını gördük. Ama bu güzel bir tanıtım kampanyasıyla üstesinden gelinebilecek bir sorundur.
SONUÇLAR
Yaptığımız analizler ve incelemeler sonucunda Alanya’da eksik gördüğümüz ve yapılması gereken projeler ve uygulamalar şu şekilde olabilir
Su, hava ve toprak kirliliği üzerine analizler yapılarak gerekli tedbirlerin alınması gerekmektedir.
Geri dönüşüm konusunda yapılan projeler iyi yolda olunduğunu göstermektedir; fakat meta ve ambalaj gibi maddelerin geri dönüşümü konusunda tesisler kurulmalıdır.
Arıtım tesisler ve atıklar konusunda yapılan yatırımlar yetersiz bulunmuştur.
Verimli enerji kullanımı konusunda gerekli adımlar atılmamış ve alternatif enerji konusunda çalışma yapılmamıştır.
Gürültü ve ses kirliliğinin azaltılması konusunda çalışmalar yetersizdir.
Trafik sistemin yeniden düzenlenerek ve alternatif taşımacılık sistemleri kullanarak trafik yoğunluğunun azaltılması gerekmektedir.
Bisiklet yolları ağının yetersiz olduğu tespit edilmiştir.
Alanya’yı yeşil kimliğe kazandırmak için projeler çok iyi yoldadır; ama şehrin beton binalarla dolu havası bu kimliğe zarar vermektedir.
Konukseverlik ve yerel üretimin konusunda da Alanya’nın güzel çalışmaları olsa da yukarda ayrıntılı biçimde belirtildiği gibi bazı eksiklikleri de göze çarpmaktadır.
Alanya’nın teknolojiden faydalanılarak şehir yasam kalitesinin arttırılması konusunda büyük eksiklikleri vardır. Kriter seti incelenirken belirtilen teknolojilerden Alanya’nın faydalanması gerekmektedir. Özellikle burada çevreye duyarlı ve doğal güzellikleri bozmayan binalar konusunda eksiklikler göze çarpmaktadır. Çarpık kentleşme ve doğal güzelliklerin bozulması önemli bir sorun teşkil etmektedir.
Yavaş şehir kıstaslarından olan büyük işyerlerinin ve markaların olmaması, küçük yerel üreticilerin tevsikinde de Alanya’nın sorunları vardır. Yavaş şehirlere Mc Donalds gibi yemek firmaları veya Little Big, Rodi gibi dünya markaları girememektedir. Ama bu tür büyük üreticiler Alanya’da bulunmaktadır ve büyük pazar paylarına sahiptir. Ayrıca şu anda Alanya’nın nüfusu Stratejik Planda da ön görüldüğü gibi 80000 civarlarındadır. Nüfusu 50000’in üstünde olan şehirler şu anda yavaş şehir başvurusu yapamamaktadır. İlerde bu nüfus kıstasının kaldırılması mümkündür ve genel beklentide budur. Nüfus kıstası karşılansa bile bu rapordan Alanya’nın yavaş şehir olma yolunda büyük eksikliklerinin olduğu görülmüştür. Yavaş şehir olma yolunda Alanya raporda da ayrıntılı belirtildiği gibi teknolojik yatırımlar yapmalı ve yeniden yapılanmaya gitmelidir. Alanya bu konuda daha yolun başındadır. En güzel başlangıç noktası da Alanya’da bir pilot bölge seçilmesi ve bu kıstasların bu pilot bölgede karşılanmasına çalışılması olacaktır. Zamanla bu bölge için sağlanan hizmetlerin kapsamı genişletilebilir. Böylece Alanya zamanla yavaş şehir kıstaslarını karşılayabilecek bir duruma gelebilir ve Alanya’da yaşam kalitesinin yükseltilmesi sağlanabilir.
KAYNAKÇA
ALANYA İLE İLGİLİ KAYNAKLAR
www.alanya.cc
www.alanya.com.tr
www.alanya.gov.tr
www.altso.org.tr
www.alanya.bel.tr
www.yenialanya.com
YAVAŞ ŞEHİRLER & YEMEK İLE İLGİLİ KAYNAKLAR
www.slowfood.com
www.cittaslow.net
www.slowmovement.com
www.cittaslow.org.uk
cityslow.blogspot.com
www.slowmovement.com
www.bbc.org
www.guardian.org
Go Slow England – Alastair Sawday
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
fason işler bunlar
YanıtlaSil